şaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2011

Yüzüklerin Efendisi'nden Son Derece Güldüğüm 7 Replik ve Tabirleri

1. I can't carry the ring for you Mr. Frodo, but I can carry you!


Öncesi: Gollum'un puştluğuna denk gelen Frodo, Sam'in kendisine oyunlar oynadığı, elf ekmeklerini hapır hupur götürdüğünü, yüzüğü kendisine istediği zannetmiştir. Çünkü Sam, bir ara yüzüğe kem gözlerle baktı ama herkes bakar, yüzük öyle bir şey işte.

Ve: Aralarında böyle bir gerginlik olmasından ötürü, Sam daha fazla yüzüğü senin yerine ben taşıyım'ı zorlamayarak, bu efsanevi cümleyi sarfetti.


2. You were deep in the enemy's council.


Öncesi: Saruman Gandalf'a kazığını atmıştır, entler Isengard'a saldırmıştır, Saruman kendince yenilmiştir. Ama Sauron değil tabii ki.

Ve: Gandalf tüm griliği ve affediciliğiyle, tabii biraz da hatırşinas oluşuyla, hala Saruman'ı kendi safına çekeceğine inanarak aynı paragraf içinde iki kez bu cümleyi kurdu. Ancak Saruman'ın umrunda olmadı, sonrasında kuleden döne döne kazığa çakıldı.

3. What about the second breakfast?


Öncesi: Gerzek hobbit ekibi, sanki Orta Dünya'nın önde gelenleri kendilerine çok bayılıyormuşçasına yüzük kardeşliğine kendilerini dahil ettirmişti. Shire ilkeleriyle yaşamış oldukları rahatlarının bozulması an meselesiydi.

Ve: Aragorn "Hadi çocum yola" dediği anda salak Pippin'in ağzından bu sözcükler dökülür. Hem de tam olarak şu üstteki tokatlık ifadeyle. Hep aç tipler vardır ya, beslersin ama açtır, şeker hastası kediler gibidir Pippin de.

4. One does not simply walk into Mordor.


Öncesi: Orta Dünya temsilcileri, Elrond'un önderliğinde Rivendell'de toplanmıştır. Ne yapsak ne etsek diye konuşmaktadır. Bu arada Boromir'in pek gönlü de yoktur yüzüğü hiç etmeye.

Ve: Herkes çözüm ararken, Boromir her planda sorun bulmaktadır. Ama kendisi bir çözüm önermekte midir? NERDEEE...

5. Toss me...


Öncesi: Fellowship of the Ring'de Moria'da Balrog'dan kaçarken asla bir elf tarafından "toss" edilemeyeceğini öne süren Gimli, Helm's Deep'te maksimum verimi almaya çalışmaktadır.

Ve: Sevgili Gimli o mahçup bakışlarla sarışına döner ve tüm cücelik gururunu bir kenara bırakarak kendini Aragorn'a düşmanların üstüne attırır. Attırmak.

6. The beacons of Minas Tirith! The beacons are lit! Gondor calls for aid!


Öncesi: Rohan kralı Theoden, Gondor konusunda emin olamamaktadır. Zamanında Gondor Rohan'a yardıma koşmamıştır çünkü. Ama Gondor'un başında steward vardır çünkü. Arathorn'un dölünden gelenler olsa TABİYKİ bu şekilde olmazdı.

Ve: Türlü şike ile Gondor'un alevler yandığında, kanımca Aragorn, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin en komik sahnesine imza atar. Tüten dumanı görünce topukları kıçına vura vura Theoden'in yanına koşarak nefes nefese bildirir bu durumu. Tek o sahnede çocuktan al haberi kalitesindedir Aramız Gornumuz.

7. Do they Gandalf?


Öncesi: Yüzük Shire'da Bilbo ve Frodo'nun fakirhanesindedir. Gandalf hışımla gelir, yüzüğü saklamanın gerekliliklerinden bahseder hızla Frodo'ya. Sauron'un ne kadar gözlü bir abimiz olduğu konusunda da bilgi verir. Fakat kimse yüzüğün Shire'da olduğunu bilmiyordur... OR DO THEY?

Ve: Tabii ki Gollum biliyordur. Gandalf da bunun farkında olduğu için Frodo'ya hemen renk verir. Frodo da hızla işkillenir ve öyle mi Gandalf, ha Gandalf, Gandalfım diye Gandalf'a acı acı bakar.

--------
Daha nice komiklikler, nice replikler var üçlememizde. Bunlar benim seçtiklerim. Şimdi de Flight of the Conchords'un konuyla ilgili şahane eserini seyredelim o halde:

BU ARADA TRIVIA: Video'da göreceğiniz, Flight of the Conchords'un yarısı olan kişilik, Bret McKenzie, gerçekten de Yüzüklerin Efendisi'nde oynuyor. Elf olarak. Kendisini Rivendell'deki mecliste biraz, üçüncü filmde de Arwen'e leydim nereye hop derken görebiliriz.

31 Mart 2011

İnsanlığa bir not

Bir arkadaşımız bağlaç olan de'yi ayrı yazmadıysa imla ateşesi gibi esmek ve gürlemek adettendir; bu hususta kraldan çok kralcı olmakta sıkıntı olmamaktadır.

Aşağıda kralın ta kendisinden bir not var.
Bazı de'leri bitişik yazan arkadaşlar nush ile uslanmazsa etmeli tekdir, tekdir ile uslanmazsa aşağıdaki not referans olarak verilebilir.



Bizleri linkle besleyen Cambeş'e sevgiler.

30 Mart 2011

Oscar'lara kaydolmadan önce bilmeniz gerekenler

Bir filmin yılın en iyi filmi ödülünü alabilmesi için filmde bir gerizekalıya ihtiyaç olduğu konusu yıllardır işlendi. Peki ya başka nelere ihtiyaç var? Literal video kalitesini bir adım ileriye taşıyan "Trailer for Every Oscar Winning Movie". Çok iyi yazmışsın seni uyanık.

21 Mart 2011

Reklamcı Kişilik Bozukluğu


Reklamcı kişilik bozukluğu (RKB), genç yetişkinlikten itibaren hem fakir piçlerde, hem zengin piçlerde görülen, iflah olmaz puştluk ve özgüvenle karakterize olan bir kişilik bozukluğudur. Hastalarda sıklıkla paranoya, büyüklük kuruntusu (delusions of grandeur), para ve şöhret hayallerinin lavukça dışavurumları gözlemlenmektedir. Yaygınlığı % 1'dir.

DSM IV'e göre, aşağıdaki semptomlardan en az 5'ini gösteren bireyler, RKB hastalığıyla ile teşhis edilebilmektedir:

- Aralıkla tekrarlayan fikir bulma epizotları (Özellikle ödül dönemi olarak adlandırılan Mart-Nisan aylarında)
- Kompülsif biriktirme davranışları (Özellikle action figür ve Taschen yayınevi eserleri)
- Kronikleşmiş sırıtma ifadesi
- Dedikoduculuk, şakşakçılık, kraldan çok kralcılık, kuyu kazma ve sırttan bıçaklama davranışları
- Övgüye ve takdire karşı bastırılamayan açlık hissi.
- Alkol veya uyuşturucu madde suistimali
- Aşırı bir yetkililik / haklılık duygusu
- Diğer RKB hastalarıyla gruplaşma, öbek öbek olma, vıcık vıcık espriler yapma
- Mızmızlık, şikayetçilik, ağır siksik, moral bozukluğu ve 31.

RKB hastaları, hayatlarını bu bozukluktan kazandıkları için hastalıklarıyla barış içinde yaşayabilmektedirler. Ancak erkeklerde andropoz, kadınlarda menapoz dönemine denk gelen katarsis sonunda portakal yetiştirmek, çocuk hikaye kitapları yazmak ve Küba'ya yerleşmek davranışlarıyla hastalık aniden son bulur.

Maynard Billy Hickory'den çok özel bir çalışma



Bu korku dolu eser de blogumuzun geçmiş sayfalarında bıyıklarıyla bulunan Sn. Hickory'ye ait.
Çocukcağızın okuduğu kitabı anlamayan varsa; Gorki'den Ana.
(Sayını senyör olarak okuyan hem sınıfta kaldı, hem de ne kadar reklamcı kalpli bi insan olduğunu belli etti. Yazıklar olsun)

25 Şubat 2011

Amelie Kişilik Bozukluğu



Amelie Kişilik Bozukluğu (AKB), genelde 18 yaşından büyük bireylerde görülen, herkesin asabını bozacak kadar yaşam sevinciyle karakterize olan bir kişilik bozukluğudur. Bozuklukta, karşı cinse bezdirici sürprizler, bardağın dolu tarafını görme, küçük şeylerden büyük mutluluk çıkarabilme yetisi sıkça görülür. Kişinin özgüveni o kadar gelişmiştir ki, şirinlikleriyle dünyayı değiştirebileceğine inancı realistik boyutların dışına taşmıştır.

Doktorlar ve hastalar arasında önceleri Denyo Kişilik Bozukluğu olarak bilinen rahatsızlığın, 2001'de Jean Pierre Jeunet'nin beyazperdeye kazandırdığı Amelie karakterine cuk oturduğu gözlemlenmiş, hastalık bundan sonra Amelie Kişilik Bozukluğu olarak anılmaya başlanmıştır.


Akıl hastalıklarını teşhis etmekte kullanılan DSM IV'e göre, AKB hastalarında aşağıdaki semptomlardan en az 4'ü görülmektedir:

-Karşı cinsi etkilemek için hummalı sürprizler peşinde olmak.
-Dışarıda kulaklıkla müzik dinlerken gülümsemek ve daha şiddetli vakalarda sekerek yürümek.
-Kronik sevimlilik hissi.
-Uygunsuz takip etme davranışları.
-İnsanların içindeki çocuğu ortaya çıkarma çabası.
-Kahkül (yalnızca kadınlarda), kırmızı yanak (yalnızca erkeklerde)


AKB hastaları ömür boyu bu şekilde yaşayabilirler ancak yakınlarının %37'sinde madde bağımlılığı, %12'sinde intihar, %3'ünde ise katliam bulguları gözlenmiştir.

24 Kasım 2010

İşte Grup Dümen

Sevdiğimiz arkadaşlarımız Grup Dümen'in geçtiğimiz sene çıkan EP'sinden... Burç Tuncer'le bir bağlantısı yoktur.

İnce ruhlu klasikleri: Hayatta pazarlık yapamam

Benden bahsediyor dediğinizi duyar gibiyim.
O zaman psikologunuz konuşuyor. Haydi hep birlikte ince ruhları inceleyelim. Kendimizden bir yadigar bulalım o bölgelerde.

İnce ruhlu insanlar arkadaş ortamında sevilirler, ama ezildikleri de olur. Ezenin mallığı ve kabahatidir, ama sosyal stratada üstte değillerdir bir şekilde, öyle olsalar da. Alfa kadını ya da erkeği değildirler katiyen, öyle olsalar da, bu dünyanın suçudur olmamaları.

İnce ruhlu bir kadın ve bir erkek bir araya geldiğinde sürekli birbirlerinden özür dilerler. Bu çok hoş olsa da, bir zaman sonra kabak tadı verir ve yatakta sonlanır. Yatakta da bol bol özür dilerler, yanlış olmasın.

İnce ruhlu kadın ve erkek çocuk yaptığında tam bir öküz olma olasılığı yüksektir çünkü çocuk doğar doğmaz ana babasını ezmeye başlar.

İnce ruhlu insanlar iş hayatında cabbar değillerdir. İşlerinde ne kadar iyi olsalar da mütevazi olurlar, herkes de öyle sanar.


İnce ruhların davranış paternlerinden örnekler:

-Tavsiye üzerine gidilen kuaföre ulaşınca "Saçımı İsmail yapsın!" demez, diyemez. En tecrübesiz eleman yapar o saçı.
-Süpermarkette Bokoğlu sucuklarından ikram edilince "Alır mısınız?" diye sorunca "Almam" demez, diyemez.
-Birinden ateş isterken 2 kez teşekkür eder, tam iki kez.
-Hesabı isterken rica eder, tuzu isterken rica eder, rica edebilir miyim diye sorduğu bile olur.
-Pazarlıktan anladığı: Çok pahalıymış en iyisi ben gideyim deyip gerçekten çekip gitmektir, dönmemecesine.
-En çok kullandığı sözcükler özür dilerim, afedersin ve pardondur.
-Sokakta acı çeken köpek veya kedi görürse içi gider. İnsan görünce pek bir umrunda olmaz açıkçası.
-Zam isteyemez. Hakkını rahatça arayamaz. Sırada birisi önüne geçince yaptığı en büyük terbiyesizlik "Ooo sıraya kaynıyorlar" diye mırıldanmak olur.
-Önüne gelen dilenciye para vermemeyi kafasına koymuşsa bile dilenci gelip gidinceye kadar geçen süre ona yıl olur. (hevesli bardak)
- Eve gelen temizlikçi kadına en kibar davranan kişiler bu ince ruhlulardır. bir şey isteyemez, camları iyi silmemişsin diyemezler. (sinefilim)

Siz de katkıda bulunun, coşturalım.

Bıyık demişken

Sevgili arkadaşlar, şu altta gördüğünüz babayiğitin adı Maynard Billy Hickory. Kendisi Louisiana eyaletinde ikamet ediyor. Redneck'leri tespit etme ve geliştirme spor kulübünde santrfor olarak görev yapıyor. En ünlü aforizması bıyıklı olunmaz bıyıklı doğulur. Kendisine buradan öpücüklerimizi yolluyoruz. Öpücük.

12 Ekim 2010

Her Yiğit'in bir yoğurt yiyişi vardır.


Reklam ve spor camiasının başarılı ismi...
Karizmasıyla kitleleri etkilemeyi başarmış biri...

Ama gel gör ki, o da tekneden suya çivileme atlıyor.
Hem de bu işi yaparken burnunu da kapatıyor.


Yani neymiş, o kadar para da kazansak, yine de eski alışkanlıklarımızı terkedemiyoruz, bize has olandan vazgeçmiyoruz.
Kimbilir ne çiviler gördü o beden bu zamana kadar...

Yiğit Şardan'ı tebrik ediyoruz buradan. Ünlü çivicilerimiz arasına adını altın harflerle yazdırdı. Yanlış olmasın, ben de çiviye gönül verenlerdenim. Dalga geçmiyoruz, bilakis, kendimizden bir parça gördüğümüz için hemen paylaşıveriyoruz.

06 Ekim 2010

15 Eylül 2010

14 Eylül 2010

Badem gözlüm

Direkt kesekağıdı.

Cafer

This is what happens when you fuck a stranger in the ass.

Tüm kanayan kadınlara

Sıradaki şarkımız bu ay geciken, feyk atan, ama hiç ummadık bir anda geliveren tüm menstrüasyonlara geliyor...

At last, my period has come along,
My PMS days are over
And life is like a song...

30 Ağustos 2010

Anılarımız bacılarımız


1. Ben stajyerken, bir Türkiye tanıtım konkuru için çeşitli konsolosluklara telefon ediyor, bir takım veriler istiyordum kendilerinden. Türkler açıyordu telefonu, "böyle böyle, bir konkurumuz var, sizden alabileceğimiz bilgisi geldi" filan açıklamaları yapıp, iletişim bilgilerimi verip telefonu kapatıyordum. Neyse hangi konsolosluktu hatırlamıyorum, neticede yabancı birine bağlandım. Meramımı İngilizce gayet tamam bir şekilde anlatmaya başladım. Ta ki "KONKUR" kelimesine gelene kadar. Göt oldum göt. Contest mi demedim, competition mı demedim, bidding mi demedim. Ama sanırım en güzeli "ya tutarsa" mantığıyla ortaya atılmış "KANKÜYR" idi...

2. Benisyo ile Paris'ten Barcelona'ya tren bileti alıyorduk. Direkt ulaşım yoktu. Marsilya'da inip yeni trene binecektik. Marseille'in Marsey gibi okunduğunu biliyor, ama telaffuz etmeye utanacağım kadar kısıtlı Fransızcamla bir Fransıza tere satmanın yakışıksız olacağını düşünüyordum sanırım... Ve sonuçta ağzımdan "Marrrrsiiilll... ya" sözcüğü çıktı. Olayı bir boyut ileriye taşıdık. Port Bou adlı mekana aynı Fransız adam Porbu derken Benisyo ısrarla PORT BÖ deyip durmuştu. Ah şu biz karabıyıklı Türkler...

KONUYLA İLGİLİ EDIT: Çok sevdiğim dostum Farelcan'dan konuyla ilgili bir anı geldi. Kendisi de zamanında loudspeaker kelimesini hatırlamayıp "hoopırlöür" demiş bulunmuş. Hem de Dave Mustaine'e. Dave Mustaine de durur mu, yapıştırmış cevabı: [sessizlik]


Hangimizin bir tren garında artistik kaygılı bir fotoğrafı yok ki...

14 Temmuz 2010

09 Temmuz 2010

Mine Çayıroğlu ve kaşları

Mine Çayırkaş. Tıpkı Oya Küçüses gibi.