Sevdiğimiz arkadaşlarımız Grup Dümen'in geçtiğimiz sene çıkan EP'sinden... Burç Tuncer'le bir bağlantısı yoktur.
24 Kasım 2010
İnce ruhlu klasikleri: Hayatta pazarlık yapamam
Benden bahsediyor dediğinizi duyar gibiyim.
O zaman psikologunuz konuşuyor. Haydi hep birlikte ince ruhları inceleyelim. Kendimizden bir yadigar bulalım o bölgelerde.
İnce ruhlu insanlar arkadaş ortamında sevilirler, ama ezildikleri de olur. Ezenin mallığı ve kabahatidir, ama sosyal stratada üstte değillerdir bir şekilde, öyle olsalar da. Alfa kadını ya da erkeği değildirler katiyen, öyle olsalar da, bu dünyanın suçudur olmamaları.
İnce ruhlu bir kadın ve bir erkek bir araya geldiğinde sürekli birbirlerinden özür dilerler. Bu çok hoş olsa da, bir zaman sonra kabak tadı verir ve yatakta sonlanır. Yatakta da bol bol özür dilerler, yanlış olmasın.
İnce ruhlu kadın ve erkek çocuk yaptığında tam bir öküz olma olasılığı yüksektir çünkü çocuk doğar doğmaz ana babasını ezmeye başlar.
İnce ruhlu insanlar iş hayatında cabbar değillerdir. İşlerinde ne kadar iyi olsalar da mütevazi olurlar, herkes de öyle sanar.
İnce ruhların davranış paternlerinden örnekler:
-Tavsiye üzerine gidilen kuaföre ulaşınca "Saçımı İsmail yapsın!" demez, diyemez. En tecrübesiz eleman yapar o saçı.
-Süpermarkette Bokoğlu sucuklarından ikram edilince "Alır mısınız?" diye sorunca "Almam" demez, diyemez.
-Birinden ateş isterken 2 kez teşekkür eder, tam iki kez.
-Hesabı isterken rica eder, tuzu isterken rica eder, rica edebilir miyim diye sorduğu bile olur.
-Pazarlıktan anladığı: Çok pahalıymış en iyisi ben gideyim deyip gerçekten çekip gitmektir, dönmemecesine.
-En çok kullandığı sözcükler özür dilerim, afedersin ve pardondur.
-Sokakta acı çeken köpek veya kedi görürse içi gider. İnsan görünce pek bir umrunda olmaz açıkçası.
-Zam isteyemez. Hakkını rahatça arayamaz. Sırada birisi önüne geçince yaptığı en büyük terbiyesizlik "Ooo sıraya kaynıyorlar" diye mırıldanmak olur.
-Önüne gelen dilenciye para vermemeyi kafasına koymuşsa bile dilenci gelip gidinceye kadar geçen süre ona yıl olur. (hevesli bardak)
- Eve gelen temizlikçi kadına en kibar davranan kişiler bu ince ruhlulardır. bir şey isteyemez, camları iyi silmemişsin diyemezler. (sinefilim)
Siz de katkıda bulunun, coşturalım.
O zaman psikologunuz konuşuyor. Haydi hep birlikte ince ruhları inceleyelim. Kendimizden bir yadigar bulalım o bölgelerde.
İnce ruhlu insanlar arkadaş ortamında sevilirler, ama ezildikleri de olur. Ezenin mallığı ve kabahatidir, ama sosyal stratada üstte değillerdir bir şekilde, öyle olsalar da. Alfa kadını ya da erkeği değildirler katiyen, öyle olsalar da, bu dünyanın suçudur olmamaları.
İnce ruhlu bir kadın ve bir erkek bir araya geldiğinde sürekli birbirlerinden özür dilerler. Bu çok hoş olsa da, bir zaman sonra kabak tadı verir ve yatakta sonlanır. Yatakta da bol bol özür dilerler, yanlış olmasın.
İnce ruhlu kadın ve erkek çocuk yaptığında tam bir öküz olma olasılığı yüksektir çünkü çocuk doğar doğmaz ana babasını ezmeye başlar.
İnce ruhlu insanlar iş hayatında cabbar değillerdir. İşlerinde ne kadar iyi olsalar da mütevazi olurlar, herkes de öyle sanar.
İnce ruhların davranış paternlerinden örnekler:
-Tavsiye üzerine gidilen kuaföre ulaşınca "Saçımı İsmail yapsın!" demez, diyemez. En tecrübesiz eleman yapar o saçı.
-Süpermarkette Bokoğlu sucuklarından ikram edilince "Alır mısınız?" diye sorunca "Almam" demez, diyemez.
-Birinden ateş isterken 2 kez teşekkür eder, tam iki kez.
-Hesabı isterken rica eder, tuzu isterken rica eder, rica edebilir miyim diye sorduğu bile olur.
-Pazarlıktan anladığı: Çok pahalıymış en iyisi ben gideyim deyip gerçekten çekip gitmektir, dönmemecesine.
-En çok kullandığı sözcükler özür dilerim, afedersin ve pardondur.
-Sokakta acı çeken köpek veya kedi görürse içi gider. İnsan görünce pek bir umrunda olmaz açıkçası.
-Zam isteyemez. Hakkını rahatça arayamaz. Sırada birisi önüne geçince yaptığı en büyük terbiyesizlik "Ooo sıraya kaynıyorlar" diye mırıldanmak olur.
-Önüne gelen dilenciye para vermemeyi kafasına koymuşsa bile dilenci gelip gidinceye kadar geçen süre ona yıl olur. (hevesli bardak)
- Eve gelen temizlikçi kadına en kibar davranan kişiler bu ince ruhlulardır. bir şey isteyemez, camları iyi silmemişsin diyemezler. (sinefilim)
Siz de katkıda bulunun, coşturalım.
Bıyık demişken
Sevgili arkadaşlar, şu altta gördüğünüz babayiğitin adı Maynard Billy Hickory. Kendisi Louisiana eyaletinde ikamet ediyor. Redneck'leri tespit etme ve geliştirme spor kulübünde santrfor olarak görev yapıyor. En ünlü aforizması bıyıklı olunmaz bıyıklı doğulur. Kendisine buradan öpücüklerimizi yolluyoruz. Öpücük.
21 Kasım 2010
Bir bayram daha bitti ve...
...görgüsüz arkadaşlarımız hemen kendilerini belli etti.
Bu bayramda İstanbul'da süzüldüğümden midir nedir, foursquare'li ve @'li tweet'ler daha da bir gözüme batar oldu. Nerede olduğunu ve nassıl eşşekler gibi eğlendiğini herkese gösterme çabası zaten toplumun kanayan bir yarası. Sanırım İslam aleminde bu zekat verip herkese söylemek gibi bir denyoluğa tekabül ediyor.
Ben gitmiş olsam aynı hevesle ayfonuma sarılıp tivitlere koşar mıydım acaba? Bu yazı, koşmayacağım ihtimali üzerine kurulu açıkçası.
Fekat bu bayramda ben bir yerlere gitmiş olsam ve sevincimi herkesle paylaşmak istesem şöyle tivitler yazmam muhtemeldi.
- new york i love you.
- barça'da katalanca öğreniyorum.
- what happens in vegas stays in vegas.
- beatles'ın doğduğu yerdeyim...
- kış günü güneşlenmek gibisi yok! evet dubai, sen teksin.
- sistine chapel'deki tarihi doku beni benden aldı.
- @wembley stadium with zillions of others
- inanamıyorum champs elysees'deki virgin megastore kapanmış!!!
- saatlerdir rötar yüzünden havaalanındayım. #thy
Sevimsizlik hüküm sürüyor.
Bu bayramda İstanbul'da süzüldüğümden midir nedir, foursquare'li ve @'li tweet'ler daha da bir gözüme batar oldu. Nerede olduğunu ve nassıl eşşekler gibi eğlendiğini herkese gösterme çabası zaten toplumun kanayan bir yarası. Sanırım İslam aleminde bu zekat verip herkese söylemek gibi bir denyoluğa tekabül ediyor.
Ben gitmiş olsam aynı hevesle ayfonuma sarılıp tivitlere koşar mıydım acaba? Bu yazı, koşmayacağım ihtimali üzerine kurulu açıkçası.
Fekat bu bayramda ben bir yerlere gitmiş olsam ve sevincimi herkesle paylaşmak istesem şöyle tivitler yazmam muhtemeldi.
- new york i love you.
- barça'da katalanca öğreniyorum.
- what happens in vegas stays in vegas.
- beatles'ın doğduğu yerdeyim...
- kış günü güneşlenmek gibisi yok! evet dubai, sen teksin.
- sistine chapel'deki tarihi doku beni benden aldı.
- @wembley stadium with zillions of others
- inanamıyorum champs elysees'deki virgin megastore kapanmış!!!
- saatlerdir rötar yüzünden havaalanındayım. #thy
Sevimsizlik hüküm sürüyor.
11 Kasım 2010
Hipnotize olacaksınız!
Mesela eve gelmişsinizdir, yarına yetiştirmeniz gereken iş vardır ve canınız hiç iş yapmak istemiyor. Ama HİÇ istemiyor. Düşünün, o kadar istemiyor ki, vicdan azabı çekmemek için başka bir şey de yapmıyorsunuz. Hayata üşeniyorsunuz. Sorumluluk bir çığ gibi omuzlarınızda büyüyor, altında eziliyorsunuz.
Buna bir parametre daha ekliyoruz. Aslında 1 saat sonra dışarı çıkacaksınız. Ve yetiştirmeniz gereken iş var. Dışarı da çıkabilmelisiniz. Ama işi yapmazsanız dışarı da çıkamazsınız.
O yüzden anlamsız yazınıza son verip, işinize bakıyorsunuz.
İşte bunlar da hayatın eğlencesi, macerası.
Buna bir parametre daha ekliyoruz. Aslında 1 saat sonra dışarı çıkacaksınız. Ve yetiştirmeniz gereken iş var. Dışarı da çıkabilmelisiniz. Ama işi yapmazsanız dışarı da çıkamazsınız.
O yüzden anlamsız yazınıza son verip, işinize bakıyorsunuz.
İşte bunlar da hayatın eğlencesi, macerası.
10 Kasım 2010
Mustaş nasıl değişikliklere yol açıyor
Love don't live here anymore
Siz bana diyim emoğ, ben size diyim gafasız. Neyse, neticede çok çok güzel bir cover, paylaşmayı görev bildim.
09 Kasım 2010
Keşif
Az önce inception şeklinde kafa ütüleyebilme kudretine sahip olduğumu keşfettim. 30'a gelmeden farkettiğim iyi oldu.
26 Ekim 2010
Afedersiniz...

Şu an öyle bir an ki malesef ölümsüzleşmesi gerekiyor.
Ama anın bir esprisi yok.
Bir espri olur mu diye bekleyeceğiz kısacası.
Yine bir düşünceler geçidi... Serbest atlayış.
- Gerçek hayatta Gtalk'ta konuştuğum gibi konuşsam... Mesela arkadaşın kapısında "geldim ben saygısızca aldatmanın tadına varınca" desem. Demesem.
- Guitar Hero'da expert'te çok ama çok zorlanıyorum. Gözüme koyduğum, o çok sevdiğim şarkıyı bitirmeye çalışıyorum 1 saattir ama ollllmuyor. Practice modunu açtım, orada çaldım, şarkıyı açtım. Bitmedi. Bitiremedim.
- Eskiler "Bir insanı tanımak için onunla tatile çık" derler. Artık daha kolayı var: Bir insanı tanımak için onunla metroya bin. Beraber peronda bekleyin. Tren gelince ne yapıyor bir bakın. İnenlere yol veriyor, sonra kendisi biniyorsa tamamdır. İnsanları yara yara içeri giriyorsa sıkıntı çok ama çok büyük. Moronluk desen var, öküzlük desen var. Varoğlu var.
- John Lennon yaşasa bugün 70 yaşında olacaktı. Canlenın. (ı-ıh donny; v.i. lenin)
- Amy Winehouse'ı anası doğurmamış, sıçmış. Ama sahiden de öyle değil mi yaa...
- Neden bilmiyorum ama Space Jam'in soundtrack'i var bende... (...(...(... -inception
- Californication harika bir dizi ama o David Dukunov çirkin lan?
25 Ekim 2010
Kış Düşmanlığım

Her arkadaş grubunda vardır en az bir İskandinav. Bu İskandinav arkadaş soğuk havayı sever, kış çocuğudur, yazdan tiksinir filan.
Hey yarabbim.
Ben sevmiyorum. Neden sevmiyorum? Kışın nesini sevmiyorum?
- Kapalı ayakkabılar giymenin getirdiği soket çorap zorunluluğunu sevmiyorum. Ayak bileklerinde çorap lastiğinin oluşturduğu izi sevmiyorum. Eğer çorap lastiği çok sıkıysa ayak bileğini sürekli kaşımak istemeyi sevmiyorum.
- İçimize kalın kalın kıyafetler giyip metroya girdiği anda “ter boşalması” durumunu sevmiyorum.
- Montların, gocukların sigara kokmasını sevmiyorum.
- Kar yağdığında yavaş ve dikkatli yürümek zorunda olmayı sevmiyorum.
- Kar topu atayım mı he? yavşaklığını sevmiyorum.
- Kedilerin, köpeklerin, evsiz ve barksızların dışarıda soğuktan kıvrandığını görmeyi sevmiyorum.
- Vestiyere üst baş bırakmayı sevmiyorum.
- Belim açıkta kalınca hemen üşütmeyi sevmiyorum.
- Külotlu çoraplara yoldan sıçrayan minik çamurlu damlaları sevmiyorum.
- Sabah yataktan kalkınca yüzümü yıkamak için suyun ısınmasını beklemeyi sevmiyorum.
12 Ekim 2010
Her Yiğit'in bir yoğurt yiyişi vardır.

Reklam ve spor camiasının başarılı ismi...
Karizmasıyla kitleleri etkilemeyi başarmış biri...
Ama gel gör ki, o da tekneden suya çivileme atlıyor.
Hem de bu işi yaparken burnunu da kapatıyor.
Yani neymiş, o kadar para da kazansak, yine de eski alışkanlıklarımızı terkedemiyoruz, bize has olandan vazgeçmiyoruz.
Kimbilir ne çiviler gördü o beden bu zamana kadar...
Yiğit Şardan'ı tebrik ediyoruz buradan. Ünlü çivicilerimiz arasına adını altın harflerle yazdırdı. Yanlış olmasın, ben de çiviye gönül verenlerdenim. Dalga geçmiyoruz, bilakis, kendimizden bir parça gördüğümüz için hemen paylaşıveriyoruz.
11 Ekim 2010
İlk hedefimiz sondan ikinci olmak

Adından anlamayacağınız üzere bir yarış oyunu olan Blur; ismen, sizi hızla sollayan arabaların yanınızdan geçerken bulanık görünmesini anlatıyor.
Online olarak multiplayer oynanabilen bu Blur, baya bildiğin zor. Buff diyebileceğimiz Power-up'larla öndeki araca ateş edebilir, nitro hızına ulaşabilir, mayın bırakabilirsin vesaire.
Fakat multiplayer'da %85 hep sonuncu oluyorum anasını satayım?!? Arada sondan ikinci olduğumda bazen görüyorum ki sonuncu kişi disconnect olmuş, o yüzden sonuncu... Herifler köppek gibi oynuyor.
Aaah ah. Ama güzel tarafı oyundan sıkılmıyorum. Yenilen pehlivan misali. Çok güzel. Öneririm.
06 Ekim 2010
23 Eylül 2010
17 Eylül 2010
Esentepe Etekleri

Artık ben de Esentepe gomiklik dünyasından ünlü isimlerin buluşma noktası Esentepe Etekleri'nde yazıyorum. Bekleriz.
15 Eylül 2010
14 Eylül 2010
Tüm kanayan kadınlara
Sıradaki şarkımız bu ay geciken, feyk atan, ama hiç ummadık bir anda geliveren tüm menstrüasyonlara geliyor...
At last, my period has come along,
My PMS days are over
And life is like a song...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








